21 Kasım 2012

YONCA EVCİMİK RÖPORTAJIM - YALLAH SEVGİLİM...;)

O, senelerdir hiç değişmedi. Aynada kimi zaman kendimi tanıyamazken, onu gördüğüm zaman hayata olan inancım arttı. Cıvıl cıvıl, Bandıra bandıra yenecek cinsten bir kadın o... Yonca Evcimik, şimdi süper bir single ile karşımızda. 
Bu güzel kadına mini bir röportaj teklifinde bulundum. Sağ olsun beni kırmadı. Ve işte özlediğimiz Yonca Evcimik... Buyrun: 




Kaç senelik bir aradan sonra sevenlerinizle tekrar buluştunuz?

Aslında uzun bir ara vermişim gibi gözükse de arada keyfim için işler yapmıştım. Ama gerçek anlamda, içime sinerek, ‘Budur!’ dediğim bir çalışma oldu ‘Yallah Sevgilim’

Neden bu kadar ara verdiniz? Özledik!:)

Hayatımdaki öncelik sıralamam yüzünden diyelim. Hayvan hakları için Başbakan ile görüşme talebim kabul edilince, onlar için çalışmalar yapmaya başladım. Başarılı bir proje oldu. Albüm için şarkılarım hazırdı aslında. Çalışmalara başlamak için harekete geçtiğim anda hayvan hakları için toplantılar başlayınca, askıya aldım.

Yallah Sevgilim süper bir şarkı… Hikayesi nedir? Şarkının sizinle buluşması nasıl oldu?

Bir özbek şarkısı aslında. Hakan Eren gelip bana dinlettiğinde, aradığım şarkının bu olduğuna hemen karar verdim. Müziği ve görseli o an kafamda şekillenmeye başlamıştı. Benim eski şarkım ‘Tatlı Kaçık’ tadında biraz. 2012 versiyonu bile diyebiliriz.

Şarkının klibine de bayıldım… Sanırım bir maden ocağında çekilmiş. Çekimler kaç gün sürdü? Konsepti neydi?

Tam bir gün sürdü. Toz toprak rüzgar ve dansçılar şarkıyı ilk dinlediğimde aklıma gelen şeylerdi. Dansın ön planda olduğu bir performans klibi olsun istedim.

Türkiye, dansı Yonca Evcimik sayesinde sevdi. Bandıra Bandıra döneminde dans ederken çekilmiş videolarım var!:) Bir şeylerin öncüsü olmak nasıl bir duygu?

Birçok şeyin öncüsü olduğumu biliyorum. Bu konuda tevazu gösteremeyeceğim. İlk single , ilk dekorlu konser, reklam mantığında çekilen video klip, imaj , kıyafet .. seneler evvel yaptığım işlerin şimdi ilk defa yapılıyormuş gibi lanse edilmesini hınzırca gülerek izliyorum.

Senelerdir hiç değişmeyen bir Yonca Evcimik var karşımızda… Bunu neye borçlusunuz? Spor, beslenme, felsefe?

Anı yaşamak. Aileye bağlılık. Dans. Hayvan sevgisi. Bunların en başında hiç değişmeme nedenim genetik diyebiliriz.

Ve son olarak… Yallah sevgilim ile tabiri caizse ağzımıza bir parmak bal çaldınız. Bunun arkasından bir albüm gelecek mi?

Albüm de gelecek. Onun öncesinde bir single da yapacağım. Her an her şey olabilir. Müzik ihmal edeceğim bir durum olmaktan çıktı artık. Sizi fazla bekletmeyi düşünmüyorum.
Gelin bu güzel şarkıyı beraber dinleyelim!;) 


Not: Sevgili Yonca Evcimik'e bu samimi röportaj için çok teşekkür ederim. En kısa zamanda uzunca bir röportaj yapmayı istediğimi tekrar belirtmek isterim. :) 
  

20 Kasım 2012

Contemporary Istanbul 22-25 Kasım 2012


Bu yıl 7. yaşını kutlayacak olan Contemporary Istanbul, 22- 25 kasım tarihlerinde bizleri çağdaş sanatla buluşturacak.  İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak olan etkinlik her zamanki gibi sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşacağa benziyor. 

Tabii ki bu güzel sergi alanında Yaşamın Tatları da sanatın nabzını tutacak. "Sanat hayatı yaşanılası kılar" sloganımla orada olacak, açılışından size canlı canlı bilgiler vereceğim. Takip etmek isterseniz Twitter'da emrinize amade olacağım. ;) 

İşte etkinlik ayrıntıları: 

Türkiye'nin en kapsamlı uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul; 55'i yurt dışı, 45'i yurt içi olmak üzere 100 çağdaş sanat galerisi ve 600 sanatçı ile beraber CI Dialogues Konferans Serisi, özel davetler, açılışlar, açılış ve kapanış partileri gibi yan etkinlikleri de sanatseverlere sunuyor.
Türk çağdaş sanatının yanında çevre ülkelere de ev sahipliği yapan Contemporary Istanbul, bu sene "New Horizons - Yeni Ufuklar" bölümünde Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden galerilere, sanatçılara, küratörlere, sanat eleştirmenlerine ve koleksiyonerlere yer veriyor.
Hollanda - Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. Yılı kutlamaları kapsamında, Mondriaan Fund ve Hollanda Konsolosluğu'nun desteğiyle Hollandalı galeriler fuar sırasında Hollanda'dan çağdaş sanatı temsil edecekler. Hollanda'dan yeni medya ve video sanatının son dönem örnekleri özel bir seçkiyle izleyicilerle buluşacak.


Size tavsiyem, mutlaka gidin! Resimlerin arasında gezerken, ressamların iç dünyalarına karışmış gibi hissedecek, bu gizemli dünyaya hayran kalacaksınız. Çağdaş sanatın en iyileriyle tanışıp, aşık olacaksınız! 

Küçük bir çocukken, annem bana şöyle demişti, eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan papalığa yükseleceksin. Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım. 
                                                                                                              Pablo Picasso 

19 Kasım 2012

DİYABETTE BESLENME ÖNERİLERİ...

Sizden gelen yoğun istek üzerine Uzm. Diyetisyen Müge Aksu Beyazıt'ı aradım. İki gün içinde bana süper bir yazı hazırlayıp, gönderdi. Buyrun Beraber Bilgilenelim!;) 


DİYABETTE BESLENME ÖNERİLERİ
Beslenme insanın; büyümesi, gelişmesi, sağlıklı olarak yaşaması için gerekli olan besin ve besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Diyabetli bireylere uygulanan beslenme programı, sağlıklı beslenmek isteyen herkes tarafından uygulanabilir. Diyabetli olmak herkesten farklı yememizi, yemek çeşidimizi değiştirmemizi gerektirmiyor.  Diyabet diyeti sağlıklı beslenme şeklinin temelidir. Diyabette tıbbi beslenme tedavisi ise, diyabet tedavisinin temelidir. Tıbbi diyabet tedavisinin başlıca hedefi, doğru davranış becerisini kazanmak ve yaşam kalitesini arttırmaktır.
Uygun tedavi planınız, glisemik kontrolünüzü sağlamak amacı taşımalıdır. Başka bir deyişle iyi kan şeker değerini yakalamayı.  Uygulayacağınız beslenme programınız, ihtiyaçlarınızı karşılayacak yönde, size özel olarak diyetisyen işbirliği ile hazırlanmalıdır.




 Doğru beslenme düzeni
Dengeli beslenmenizin temeli, 5 ana besin grubunu günlük olarak tüketmekten geçer.
·      Süt-yoğurt
·      Sebze-salata
·      Meyve
·      Et-tavuk-peynir-yumurta
·      Yağ grubu- zeytin- kuru yemişler
Beslenmenizde karbonhidrat alımınız, şeker dengesini sağlamak amacıyla son derece önemlidir. Özellikle posalı besin tüketiminizi artırmalısınız. Posalı karbonhidratlar, besinlerinizin bağırsaklarınızdan emilimini yavaşlatarak, kan şekerinizin düzenlenmesinde etkin rol oynarlar. Böylelikle kan şekerinizdeki ani iniş ve çıkışlarını engellemiş olursunuz. Her öğünde lifli gıda alımınız, beslenmenizde önem kazanır. Esmer ekmek, esmer pirinç, bulgur, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler (Porsiyon miktarına dikkat etmek şartıyla) posa açısından zengindir. Kan şekerinizi dengede tutmanız adına küçük ara öğünler ekleyebilirsiniz.
Örneğin:
·      Tam buğday ekmeği + peynir
·      Tam buğday ekmeği + yoğurt
·      Kepekli grisini veya şekersiz tahıllı bisküviler veya yulaf gevreği + süt
Tam olarak tüketmeniz gereken miktar, ihtiyacınıza ve şeker sonuçlarınıza göre diyetisyeniniz tarafından belirlenmelidir.
Öğün atlamanız, yetersiz karbonhidrat tüketiminiz, fazla salgılanan insülin miktarınız, yoğun bir şekilde egzersiz yapmanız hipogliseminizin gelişmesine neden olabilir. Sık kan şeker takibiniz, hipoglisemi belirtilerinizi azaltabilir. Hipoglisemi sırasında (KŞ <60mg\dl ); 5–6 adet kesme şeker veya 1 çay bardağı meyve suyu tüketmeniz gerekir. Bu şekilde, kan şekeriniz 15 dakika içinde normale dönecektir. Ana yemek saatiniz yakınsa, direkt yemek yiyebilirsiniz. Yemek saatiniz uzaksa, hipogliseminizin tekrarını önlemeniz amacı ile karbonhidrat içeren bir ara öğün yemelidir.



Fiziksel aktivite
Fiziksel aktivite ile,

       Kan şekeri dengelenir
       Kan yağları düzene girer
       Kilo kaybı sağlanır
       Kemik erimesi önlenir
       Kalp atım gücü ve damarların oksijenlenme kapasitesi artar

Öğünleriniz öncesi, aç karnına egzersiz yapmanız hipoglisemiye neden olabilir. Ana yemeğinizden 1 saat,  ara öğününüzden de 30 dakika sonra spora başlayabilirsiniz. Yoğun egzersiz yapacağınız zaman, uygulanılacak insülin dozunuz veya insülin kullanılıp kullanamayacağınız, mutlaka doktorunuz tarafından belirlenmelidir.  Kısaca; kan şekerinizi bilmeden spora başlamayın İnsülin enjeksiyonunu, en az çalıştıracağınız bölgeye uygulamak gerekir.
Diyabetli bireylere haftada 150 dk egzersiz önerilir. Haftada 5 kere * 30 dk  egzersiz ideal görünür. Dünya Sağlık Örgütü günde 12.000 adım öngörmektedir. Dikkat edilmesi gereken, yapılan sporun süresinin hep aynı olmasıdır …






ÖNERİLER :


  •   Gün içinde yiyeceğiniz besinleri planlayın.
  • Öğün atlamayın.
  • Önerilen besinleri, planlanan zamanlarda yemeye çalışın. Kan şekeri takibinde zamanında yemenin önemi büyüktür. Hatta aynı saatlerde yemek yemenin önemi çok büyüktür…
  • Davet ve toplantılarda ikramlara hayır demeyi öğrenin. Size uygun besinleri seçerek ara öğününüzü atlamayın.
  • Etiket okuma alışkanlığı kazanın.
  • İdeal ağırlığınıza ulaşarak, kilonuzu korumaya çalışın.
  • Alkolü doktor ve diyetisyeninize danışarak kullanın. Alkol, vücutta şekerin kullanımını engeller. Yemekle birlikte alınması daha uygun olur.
  • Kan şekerinizi ani yükseltebilecek, basit karbonhidratlar dediğimiz reçel, bal, pekmez, tatlı, meyve suları … gibi besinlerden uzak duralım. Yemek istediğimizde porsiyon miktarlarına dikkat edelim.
  • Az yağlı yiyelim. Diyabetli bireyin kalp hastalığı ve damar hastalıklarına yakalanma riski yüksektir. Yağda eriyen vitaminlerin emilmesi açısından (A,D,E,K) yağı tamamen kesmeden, miktarı azaltarak kullanalım ve  sıvı yağ tercih edelim.
  • Proteinli besinlerin fazla alınması böbrek hasarlarına yol açabilir. Et, tavuk, hindi, peynir, yumurta miktarlarını önerilen sınırlarını içinde yemeliyiz.
  • Şeker yerine tatlandırıcı kullanalım.


Unutmayalım ki; diyabet hastalığı konusunda bilinçlenmek ve sıkı takip, bizlerin de diğer insanlar 
kadar sağlıklı olmamıza yardımcı olacaktır … 

Daha fazla bilgi ve danışmanlık için: 
Müge Aksu Danışmanlığı
0212-345-02-18

Jennifer Lopez'li Kokteyl! ;)

Jennifer Lopez'in de katılacağı, seçkin davetlilerin geleceği davete sizi de bekliyoruz tarzında bir mesaj alınca elim ayağım birbirine dolandı heyecandan. Hatta doğruyu söylemek gerekirse arabadaydım. Camını açıp ufaktan bir çığlık attım. :) 
İnanın, siz takipçilerim beni böyle yaptınız. Artık herkesle tanışıyorum, röportaj için kimle yapabilirim diye kafayı yiyorum ve sürekli heyecanlı geziyorum. Eskiden bir ortama girdiğinde içine kapanık olan ben, şimdi "Merhaba" derken daha canlıyım... Bunun için teşekkür ederim öncelikle size!:) 

Bir deeee hal böyle olunca, sizin güzel enerjinizle, Allah kapılarımı açıyor, hissediyorum!:) 

Biliyorum yine açıldı çenem. :) Konu JLo... 

Haberlerde sürekli duydunuz. Ataşehir'deki Metropol'den Jennifer Lopez ev aldı diye...(keşke bana da ev hediye edilse, nasıl reklamını yaparım belli değil!:)) 

Bu akşam da onun tanıtım daveti vardı Le Meridien Otel'de. Asansörde başarılı gazeteci Bülent Cankurt ile karşılaştık. 34. katta indik. 

Davete güzeller güzeli Feryal Gülman, Demet Sabancı, Derin Mermerci, Deniz Berdan, Necati Şaşmaz, Saba Tümer, Ali Saydam, Deniz Akel gibi ünlü isimler katıldı. (Kendimi saymıyorum!:)) 

İş dünyasından da bir çok ünlü vardı mekanda. Fettah Tamince, Mustafa Sarıgül ve Hamdi Akın bunlardan sadece bir kaçı... 

Davetlilerin bir bölümü içeride bir bölümü dışarıda ayaktaydılar. Açık büfede oldukça lezzetli yemekler vardı. (Yine sizin yüzünüzden sırf incecik olayım maksadıyla yemedim, bir de sizsiz boğazımdan geçmedi) :) 


Ve JLo geldi. Dibimden geçerken "Nasılsın?" deme fırsatı bulabildim. "Süper!" dedi... Sağ olsunlar(!) korumaları koşturarak götürdüğü için mükemmel diyaloğumuz devam edemedi. 




Bayanlar ve baylar, JLo gerçekten çok güzel bir kadın! İncecik, yüzü küçücük... Daha önce Madame Tussauds Müzesi'nde görmüştüm bal mumu heykelini. Şimdi anladım ki, oradakinden hiç farkı yok. Taş bebek gibi ve en önemlisi sempatik! Kasıntı değil!


Saat 21.00 gibi geldiği davetten 22.00'da ayrıldı. Asansöre binerken yakaladım! :) Şirinliğe bakar mısınız? Madem bir hafta daha burada, belki yollarımız kesişir yeniden JLo ile, ne dersiniz? ;)

Not: Korumalarının etten duvar örmeleri sayesinde, beraber resim çekinemedik. Yoksa daha ne fotoğraflar koyardım buraya!;) 

Son dakika: JLo bugün itibariyle İstanbul'dan ayrılmış, geri geleceği haber yalanmış... Şeker kadın Ahu Aysal'dan öğrendim sizler için doğrusunu !;) 
Vee müjde... Ahu Aysal uzaya gitmeden ve geldikten sonra sizlerle Yaşamın Tatları'nda buluşacak! ;)


17 Kasım 2012

SENİ SEVİYORUM JLO! :)


JLo konseri için üzerimi giyinirken sanki beni görecekmişçesine özenli giyindim. :) Dans etmek için ayaklarıma rahat bir spor ayakkabı geçirdim ve çıktım yola... Yoğun trafikte geçtik karşıya.

Ülker Arena'ya ilk defa gittim. Ve bayıldım! Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Yok böyle güzel bir atmosfer!


Neyse, gelelim konsere! Jennifer Lopez'in sahneye çıkma vaktinin geldiğini anlayınca tüm salon elimizde telefonlarımız resim çekmek için nefeslerimizi tutarak bekledik. Bir Broadway Müzikali havasında başladı konser. Önce dansçılar çıktılar sahneye... İşte o anlar, 


Jennifer tüm güzelliğiyle sahneye çıkınca salondan mutluluk çığlıkları yükseldi. Evet! İtiraf ediyorum! Ben de attım. :)

O Jennifer Lopez, hayallerimin konserinde bir ben ve benim gibi binlerce insan. Her şarkıda öyle bir enerji vardı ki salonda anlatamam... Ses düzeni başta kısık gibi gelse de kulağım mı alıştı bilmem sonradan beğendim. 

Şarkı karışımı muhteşemdi! My Love Don't Cost A Thing, Waiting for Tonight, If you had my love... Hepsini söyledi... O kadar olağanüstü dans, koreografiye rağmen Jennifer Lopez'in sesi bir kere bile kötü çıkmadı... 


Ön taraftaki seyircilerden birinin verdiği çiçekler sanatçıyı çok duygulandırdı. Çiçeklerin üzerinde ikizlerin resimleri vardı. İşin enteresan tarafı bir baktım ben de ağlamaklı olmuşum duygusallığım sağ olsun! :) 

İkizleri ve kendisinin videosunun gösterildiği şarkı da oldukça sempatikti.



Bir ara seyirciye mikrofon uzattı. Onlar da Jennifer'a "Seni seviyorum"u öğrettiler. Jennifer tüm salona döndü, ve "Seni seviyorum" dedi... İşte o anda hepimizden büyük bir alkış koptu... Jennifer tüylerim diken diken oldu dercesine kollarını gösterdi. Nasıl bir enerjiyse, tüm salon, hepimiz etkilendik... Sevgi böyle bir şey !;) 



Uzun lafın kısası, Jennifer gerçekten muhteşemdi. Başarı kolay elde edilmiyor gösterdi. Çok çalıştığı o kadar belli ki... Hele o karın kasları... Sevgili dostlar, öyle popomuz olsun ama öyle de karın kasımız olsun bir zahmet! :) 

Yine gel Jenny, hep gel! :) Seni Seviyoruz! ;) 




Not: Bu aradaa... Konser başlamadan önce yan locadan sarışın bir kadın bana selam verdi. Ben de selam verdim. Başımı çevirdiğim an "tring" diye jeton düştü... Bizimkilere döndüm "Ajda Pekkaaaaan burda, selamlaştık" dedim!:) Yanlış anlamayın, tanışmıyoruz... Ama onunla selamlaşmak bile güzeldi, darısı röportaja ;) 




14 Kasım 2012

Dostum Jenny İstanbul'da! Jenny yani JLo !;)

Evde herkes yattı, etraf sessizleşti, ben de hemen aldım soluğu bilgisayarın başında... Sizlere yazmak, bir şeyler anlatmak terapi gibi... :) Bazen yazarken kıkırdıyorum ve biliyorum okurken sizler de kıkırdayacaksınız. Çünkü teee kalbimden yazıyorum her şeyi!:)

Konumuza gelelim. Konumuz Jenny... Yakın olduğumuzdan ben Jenny diyorum. Tabii geldiğini öğrenince hemen havaalanına karşılamaya gittim.  Bir sarılışı var Burkuuu diye. :) 

Tamam tamam. :) Ciddi olmak gerekirse (bence gerekmiyor ama neyse), senelerdir hayalimdi Jennifer Lopez gibi bir starın konserine gidebilmek... Hoş, ben buraya gelemeyeceğinden yurt dışına gitmeyi hayal ediyordum. Ama gerek kalmadı.:) Ülkemizle ne kadar gurur duysak az! Tüm starlar ayağımıza geliyor. Şükürler olsun! ;) 



Türk kadınının vücut biçimine benzeyen bedeniyle karşımızda dans ettikçe, bizler de dönüp yanımızdaki erkeklere; "Bak! İşte kalçalı kadın makbul..." diyebildik onun sayesinde senelerce. O yüzden Türk kadınları olarak Jenny'e karşı içimizde bir kardeşlik duygusu da var kimselere anlatamadığımız. :) 


Benim durumuma gelirsek. Hayli komik. :) 
Yıllar önce, sanırım ben lise sondayken "Jenny From The Block" şarkısıyla salladı listeleri Jenny. Ve o dönem yine benim hayranı olduğum Ben Affleck ile beraberlerdi. 
Hatta şarkının klibinde Ben Affleck ile oynamıştı. Jenny'nin başında da bir şapka vardı. 
Açıklıyorum! Şok Şok Şok! Ben de öyle bir şapka alıp, elimde parfüm şişesi evde aynanın karşısında kendimi Jennifer sanarak şarkılar söylerdim ÖSS stresi başıma vurdukça.:) 
Gelin o klibi hatırlayalım... ;) 



O yüzden Jenny benim için çok özeldir. :) Les Ottomans Oteli'nin önünde yatıp bir fotoğraf için yalvarasım var. Ama bunda kendimi düşünüyorsam namerdim. Sizler için! Her şey takipçilerim için! :) 


Ben inşallah 16 Kasımdaki konserine gideceğim. Aslında sırf ilk konserine gitmek ve sizlere ilk ağızdan her şeyi yazmak için almıştım bileti. Ama organizasyon şirketi bir gün daha uzatıp eklenen konseri ileri değil önceki bir tarihe koyunca kalakaldım! 
Bir de traji komik bir durum var. Turnenin başka bir ayağında, basın mensuplarından biri Jenny'e soruyor: "İstanbul'da 3 konser vereceksiniz. Ne hissediyorsunuz?" diye. Cevap beklenen bir şekilde gelmiyor. Jennifer kafası karışmış bir şekilde "3 mü? Biraz fazla değil mi?" diye soruyor. :) 

Kadıncağızın haberi bile yok yani yakın zamana kadar İstanbul'da bu kadar uzun kalacağından. Zor hayat zor... Hiç özenmemek lazım! :) 

İstanbul'da en uzun süre kalan dünya starı unvanı onun olacak açık ara. :) 

"Aman inşallah beğenir" falan gibi ezikçe bir ifade takınmayalım Allah aşkına sevgili medya... İstanbul'u beğenmeyecek, ona aşık olmayacak insan daha anasının karnından doğmadı, tüm olumsuzluklarına rağmen! ;) 


Evet, söyleyeceklerim bu kadar... :) 
Cuma akşamı naklen konseri sizlere anlatacağım Twitter üzerinden... Atmosferi, Jenny'i, sevgilisini, kalçasını, ses düzenini, seyirciyi bir de benim gözümden izleyin bakalım... ;) 
Size son şarkılarından biriyle, Dance Again ile veda ediyorum concişlerim! :)