14 Temmuz 2012

RAMAZANDA BESLENME ÖNERİLERİ-2 =)



Sevgili takipçilerim, Ramazanda Beslenme Önerileri yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz ;) Uzman Diyetisyen Müge Aksu'nun size tavsiyeleri var! =) 

Fazla kilolu kişiler oruç tutarak zayıflayacaklarını düşünürler ancak gün boyu besinsiz kalan vücudun çalışma hızı düşer.  Özellikle öğün sayıları da azalıp sadece iftarla günü geçirmeye çalışan kişilerin bazal metabolizma hızları da azalır ve tam tersi kilo artışı başlar. 

İşte bu yüzden, metabolizma hızını düşürmemek için mutlaka sahura kalkılmalıdır! Bu yıl özellikle açlık süresi çok uzun, 15 saat sürecek açlığı daha da uzatmamalıdır.  Açlık zamanını uzatmak, kan şekerimizin daha da düşmesine neden olur. Sahura kalkmayıp açlık süresini uzatan insanlarda  sinirlilik hali, konsantrasyon düşüklüğü ve yorgunluk görülür. Bu tarz rahatsızlıklar iftar saati, kendimize hakim olmamızı engeller ve porsiyon miktarlarının artmasına neden olur.  Tatlı isteğini arttırır.  

SAHURDA NE YEMELİ? 
Susamayı arttıracak tuzlu besinlerden, şarküteriden ve ağır yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.  Esmer ekmek tüketmek, açlığa tahammüle yardımcı olur.  Çorba, kahvaltılık ve meyve sahurda tercih edilebilir.  Protein içeren besinler de tokluk süresini uzattıklarından süt, peynir ve yumurta sahura eklenmelidir.

Sıvı tüketimi ne kadar yapılmalı, ramazanda kabızlık problemi nasıl aşılır, örnek ramazan menüsü nasıl olmalı? Devamı çok yakında... Takipte Kalın! ;) 












NEW YORK NEW YORK- 3 : ABDULLAH GÜL'ÜN YEMEKLERİNİ HAZIRLAYAN ŞEFLE RÖPORTAJIMIZ VAAR ;)

Eveet... Sizlerle beraber  bugün Helmsley Park Lane Oteli'nin Central Park manzaralı kahvaltı salonundayız... Yere kadar uzanan pencereleri, eski tarz mimarisi, emektar çalışanlarıyla burada evinizde gibisiniz ;) Helmsley Park Lane Oteli'nin başarılı şefi Atilla Soy ile hem kahvaltımızı yapacağız, hem de sohbet edeceğiz... Jennifer Lopez, Abdullah Gül gibi ünlülerin yemeklerini hazırlayan Atilla Soy karşınızda ;) 




Atilla Bey, hangi rüzgar attı sizi Amerika'ya? 
Kader...:) 2000 yılında geldim buraya... 18 yaşındaydım... Ve gelir gelmez bir İtalyan restoranında çalışmaya başladım... 

Şartlar zor muydu o zaman? 
Çok zordu. Hiç tanıdığım yoktu... İngilizce bilmiyordum... 
İtalyan restoranının üst katında kalıyordum ve çalışan tek yabancı bendim... 15 ay içinde İngilizce'yi çok iyi konuşur hale geldim... 

Neredeydi o restoran?
Long Island'daydı... Aşçılığı çocukluktan biliyordum. 
Bu restoranda dünya mutfağını öğrendim... 

Çocukluktan biliyordum dediniz... Kimden geliyor bu ilgi ve yetenek? 
Babamın lokantası vardı İstanbul'da... Lisede hem okur hem de ona yardımcı olurdum... Kasada dururdum... Yemeklere yardım ederdim... İlk aşçılık okulum orasıydı diyebilirim:) 

Örnek aldığınız dünyaca ünlü bir aşçı var mı? 
Zamanında çok ünlüydü, Albergo Andriano... Kendisi Peru'lu... Plaza Oteli'nin 15 senelik şefi... Gördüğünüzde bu şef diyip elini öpebileceğiniz bir insan... Ama artık eğitim veriyor sadece... 

Peki New York'a gelişiniz nasıl oldu? Buradaki otellerde çalışmaya ne zaman başladınız? 
Manhattan'a taşınınca yabancı restoranlarla çalışmaya başladım... Beraber çalıştığım arkadaşlarım tavsiye ettiler beni Helmsley Park Lane'e... Mülakat baya zordu... :) 6 yemek, 6 ara sıcak, salata yaptık mülakatta... Mülakattan geçtim ve 2.5 sene önce burada işe başladım... 

Böyle bir otelde bir Türk... Türk olmanın dezavantajını yaşadınız mı hiç? 
Çok şükür ben hiç yaşamadım öyle bir şey... Her gittiğim yerde sevildim...(Gülümsüyor)

Hayatınıza yön veren bir söz var mı? 
Ne iş yaparsanız yapın, en iyisini yapın!



Gelelim ünlülere:) Ünlülerden kimlere servis verdiniz bugüne kadar?
Jennifer Lopez, Sean Paul, Oprah Winfrey, Nba oyuncularına....
Özel şeflik yaptığım dönemde Peru ve Şili Başbakanına... 
New York'ta kaldığı dönemde de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yemeklerini hazırladım... 

En çok hangi yemekleri seviyor Abdullah Gül?
Zeytinyağlı ve salata tercih ediyor... Kebap, etli yemekler gibi ağır yemekleri tercih etmiyor... 

Formunu buna borçlu o zaman cumhurbaşkanımız... (Gülüyoruz...) 

Servis yaptığınız en mütevazı ünlü?
Jennifer Lopez çok espriliydi... Ben ona İspanyolca bir şey söylemiştim... O da nereli olduğumu sormuştu... Ve çok mütevazıydı... 

Bu kadar çok ünlüye yemek yapıyorsunuz.  Peki size göre aşçılık stresli bir iş mi? 
Amerika'da hazırlığı da siz yapıyorsunuz servisi de... Çok stresli hatta kendi aramızda 60 yaşını geçmez deriz biz aşçılar için... =)(Gülüyor)
Babam 50 yaşında aşçılığı bıraktı stresine dayamayıp... Şimdi arada Amerika'ya geliyor... Bana yardım etmek bile istemiyor... O derece yani :) 





Bir de ya beğenilmezse yaptığım yemek korkusu oluyor mu? 
Aynen... O da çok oluyor...Çok da nankör bir meslek... 100 kişiye servis yapıyorsunuz... 99 kişi memnun 1 kişi memnun değilse o tek kişiye bakılıyor... O gün sizin için motivasyon sıfır oluyor... Zevkle yapmanız lazım her yemeği, yoksa ilerleyemezsiniz... İç motivasyonunuz çok önemli o yüzden... 

Önlem için yaptığınız her yemeğin tadına bakıyor musunuz? 
Kendi elimden çıkan her yemeğin tadına bakarım :)  

Türk mutfağına geçelim;) Türk mutfağı seviliyor mu Amerika'da?
Evet... Amerikalı'lar tarafından çok aranıp seviliyor...Ohio'da ya da Orlando'da açılan bir Türk restoranı İtalyan bir restoranın iki katı iş yapıyor... 

En çok hangi yemek seviliyor?
Kebaplar, mezeler, tatlılar... Özellikle kuzu şişe bayılıyorlar.

10 sene sonra kendinizi nerede, nasıl görmek istersiniz? 
Şu anda 31 yaşındayım... 10 sene sonra Türkiye'nin en iyi otellerinden birinde tüm mutfak çalışanlarını yöneten baş aşçı (Executive Chef) olmak isterim...

Atilla Soy'a bu güzel röportaj ve misafirperverliği için çoook teşekkür ederim ;) Röportaj bitiminde Helmsley Park Lane'in mutfağını geziyoruz... 



Bu samimi fotoğraf için Helmsley Park Lane'in lezzetli mutfağında çalışan herkese çook teşekkürler... ;)


Not: Fotoğrafların hepsinde bel çantam olduğu görülmekte... Özellikle çok yürüyeceğiniz seyahatlerde bel çantasını şiddetle tavsiye ediyorum... O kadar rahat edersiniz ki bana dua edersiniz :))))) 

Bu arada New York gezimiz efsanevi Dallas'ın oyuncuları Bobby ve Jr'la devam edecek... Takipte kalın! ;) 



































12 Temmuz 2012

KEREMCEM RÖPORTAJIM ÇOK YAKINDA YAŞAMIN TATLARI'NDA! ;)



Yer: City's Alışveriş Merkezi
Mekan: Good Food
Kişiler: Keremcem ve Ben ;)
Sohbet: Son Derece Samimi 
Neler konuştuk:Sürpriz ;)
Çok ama çok yakında Yaşamın Tatları'nda Sizlerle!

Takipte Kalın...




MRS. CUPCAKE... MUTLAKA DENEYİN! ;)



Size bir müjdem var! Israrlara dayanamayan Şirin Uzdiyen Sayın cupcake'lerini bizler için yapmaya karar verdi! =) 


Sabancı Üniversitesi Üretim Sistemleri Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra Amerika'ya giden bu "Şirin" kız orada yüksek lisansını Finans üzerine Brandeis Üniversitesi'nde yapıyor... Amerika'da yaşadığı iki yıl boyunca Cupcake'ler ilgi alanına girmeye başlıyor... Gittiği seyahatlerde de bol bol bu konu üzerinde araştırma yapıp yoğunlaşan Şirin, bu işi kurmayı aklının bir kenarına yazıyor... İş Yatırım'daki 3 yıllık iş hayatını yoğun ısrarlara dayanamayarak geçtiğimiz ay noktalayan Şirin, şimdilerde oldukça heyecanlı ve yoğun... Lezzetine çok önem verdiği Cupcake'leri kendi elleriyle bizler için hazırlıyor ve bakın ortaya ne güzel şeyler çıkıyor... ;) 













Mrs. Cupcake web sitesinin çok yakında yayında olacağını müjdeleyen Sayın, çok yakında bir yer açacağının da sinyalini veriyor... ;) Ama o zamana kadar evden sipariş almaya devam ediyor ;) 

Haydi o zaman, tatlı yiyelim tatlı konuşalım ! =) 

Peki Mrs. Cupcake'e nasıl ulaşabilir, nasıl sipariş verebiliriz diye soracak olursanız... 
İletişim için: 

sirinuz@gmail.com veya 0532-638-63-33 

Yaşamın Tatları MedyaTava'da... =)

Sevgili Takipçilerim sizlere çok teşekkür ederim... Yaşamın Tatları MedyaTava'da... 




Beni İzlemeye Devam Edin ;) 

http://www.medyatava.com/haber.asp?id=94400

NEW YORK NEW YORK- 2 ;)

Eveeet ;) Uçağımız gayet yumuşak bir iniş yaptı... New York'a hoş geldiniz !;)
Şimdi, kalacağımız The Helmsley Park Lane Otel'e doğru hareket ediyoruz... Bu otel başlı başına enteresan bir otel... Şimdi size neden enteresan olduğunu anlatacağım;) Ama önce beraberce oteli inceleyelim;)










Odamız Central Park manzaralı ve 44. katta ;) Bakın odamızdan Central Park ne kadar güzel görünüyor... ;) 



Odamız


Park Lane Helmsley Oteli'nin sahibi çok enteresan bir kadın... Bence ibretlik bir hikayesi var... Gelin kısaca nasıl bir kadın beraber tanıyalım: 



LEONA HELMSLEY- KÖPEĞİNE 12 MİLYON DOLAR BIRAKAN KADIN

Leona Helmsley güzeller güzeli bir genç kızmış... 1920 yılında doğan Leona, New York'ta bir emlakçıymış...İlk eşinden bir oğlu olan Leona'nın 4 torunu var...  Bir kaç evlilik ve boşanmadan sonra yolu emlak kralı Harry Helmsley ile kesişmiş... Harry 33 yıllık eşinden Leona için boşanmış ve 8 Nisan 1972 yılında Leona ile evlenmiş... Peki bu kadın Amerika'da ve hatta dünyada neden bu kadar ünlü? Kendisine huysuzlar kraliçesi anlamına gelen "QUEEN of MEAN" lakabı takılmış... Çünkü hem çalışanlarına hem çevresindeki herkese küfür eder, çok kötü davranırmış... Ve kötülüğüyle tüm Amerika'da nam salmış... 

Connecticut'ta aldığı bir malikaneye tadilat yaptırırken yine çalışanlarıyla tartışan Leona'nın başı vergi kaçakçılığıyla derde girmiş... Özel mülkiyetinin masraflarını firmasının giderlerine yazdığı ortaya çıkan Leona, mahkeme tarafından tam 16 sene hapse mahkum edilmiş... Ancak ceza 19 ay hapis, 2 ay ev hapsine indirilmiş... Mahkemede şahitlik yapan çalışanlarından bir tanesi, ona vergi ödemesi gerektiğini söylediğini ancak onun "vergi ödemek küçük insanların işidir" şeklinde cevap verdiğini söylemiş... 
Mahkemece çoğu oteli elinden alınan Helmsley, milyonlarca dolar ceza ödemeye de mahkum edilmiş...



Leona o kadar cimri ve kötü huylu bir kadınmış ki çevresinde kimse onu sevmezmiş... Helmsley otelde onun yaşadığı dönemde çalışanlardan bunu bizzat dinledim... 1982 yılında tek oğlu Jay'i, 1997 yılında Harry'i kaybeden Leona kendine bir köpek almış... Köpeğine o kadar çok değer veriyormuş ki onun sevmediği insanları direkt işten atıyormuş... 

Köpek deyip geçmeyin... 2007 yılında hayata gözlerini yuman, insanları sevmeyen ve kötü davranışlarıyla ünlü bu kadın, köpeğine "Trouble"a,  tam 12 milyon dolar bırakmış... :) Bu miras mahkemece akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle 2 milyon dolara indirilmiş... Köpek bizden zenginmiş anlayacağınız =) 

Ben bu hikayeyi dinlediğimde çok etkilendim sevgili takipçilerim... Çünkü ibretlik... Hayata kısa bir süre için geliyoruz zaten hepimiz... Tabiki herkes bizi sevmek zorunda değil... Ama ardımızda bizden nefret eden onlarca insanı bırakıp, onlara cimrilik yaparken bir köpeğe milyonlarca dolar bırakmak delilikten başka birşey değil... Dikkat edin, hayvansever kuruluşlara değil sadece bir köpeğe bırakılıyor para... ;) Yoksa benim de bir kedim var... Hayvan sevmek nasıl bir duygudur bilirim ;) 
Umarım hepimiz cömertce yaşayanlardan oluruz... ;) Sevgide cömertlik, kibarlıkta cömertlik, varlıkta ve yoklukta cömertlik bizimle olsun... 


Bu arada köpek gerçekten çok şirin :) Ölümüne kadar Florida'daki otellerinde bakılan Trouble, 2011 yılında hayatını kaybetmiş... 

Peki dünyadaki en zengin köpek ünvanı Trouble'a mı ait? Business Insider dergisinin haberine göre, 372 milyon dolarlık mirasa konan Alman köpek Gunther IV açık ara öndeymiş :)))) Gunther'la arayı iyi tutun :) 

İşte sevgili takipçilerim... Böyle bir otelde kalıyoruz... Sahibinin hayatı filmlere konu olmuş, Amerika'da herkes tarafından tanınan Leona Helmsley'nin otelinde... Kendisiyle ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz; " Queen of Mean" filmini izleyebilirsiniz ;) 


Yarın Abdullah Gül ve bir çok ünlünün yemeklerini hazırlayan Helmsley Park Lane Oteli'nin tecrübeli Şefi Atilla Soy ile sohbet edeceğiz... Takipte Kalın! ;) 












11 Temmuz 2012

RAMAZANDA BESLENME ÖNERİLERİ-1 ;)


Son 8 gün... ;) Gün geçtikçe yaklaştığımız ramazana nasıl hazırlanacağımızı bir önceki yazıda paylaşmıştım sizlerle... Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Aksu'nun tecrübesiyle sizlere aktardığım bilgiler umarım ramazan ayında beslenmenize ışık tutar... ;)

RAMAZANDA HANGİ YİYECEK GRUPLARI DAHA ÇOK TÜKETİLMELİDİR? 


Ramazan ayında da diğer tüm aylar gibi sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermelidir. Öğünleri bir anda değil de güne bölerek; mideyi ve diğer iç organları  yormadan 3-4 kerede  yemek gereklidir.  İftar, ara öğünler ve sahur mutlaka yenmelidir. Besinleri çok iyi çiğnemeli ve yavaş yavaş yemelidir. Gün boyu hiç çalışmamış olan mideyi bir anda yiyeceklerle doldurmak gaz, hazımsızlık, tansiyon iniş çıkışları gibi kötü sonuçlara neden olabilir.

Beslenme örüntüsünde tüm besin gruplarından  seçmeye özen göstermelidir. Et grubu, sebze – meyve grubu, süt grubu, ekmek grubu gün içine dağıtarak tüketilmelidir. Ramazanda genellikle et ve hamur işi beslenme yoğunluktadır. Sindirimi zor olan bu besinlerin miktarı azaltılmalıdır. Özellikle ilk haftalarda vücudu oruca alıştırmak için etli / kıymalı sebze yemeği gibi hafif yiyecekleri tercih etmelidir. Kızartma ve kavurmalardan uzak durmalıdır. Besinler; haşlama,  buğulama, fırın veya ızgara pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Hamur işi baklava, revani, tulumba tatlısı gibi ağır tatlılar yerine; sütlü tatlı, dondurma, ramazan tatlımız güllaç, meyve tatlıları tercih edilebilir. Meyve salatası da, tatlı ihtiyacımızı karşılarken posa oranının artmasını sağlayacaktır. 


Yazının devamı ve ramazan için örnek menü çok yakında... ;) 
Takipte kalın! =) 






















NEW YORK NEW YORK- 1 ;)

New York'a gitmek için hazırlanırken bavullardaki kilo sınırı her zaman beni strese sokar... Ama artık bilinçliyim ;) Seyahate gidiyorsanız, yanınıza bir spor ayakkabı, bir şık ayakkabı... İki eşortman altı, bir kaç tişört... Ve bir de şık elbise yeterlidir emin olun ;) Zaten gittiğiniz yer Amerika ise bilin ki götürdüğünüz kadar eşya satın alarak döneceksiniz en az parayla gideniniz bile... =)
İnsanoğlu... Etkileniyoruz her reklamdan, filmden, sözden... Amerika bizim için bir rüya... Gidince mutlaka alışveriş yapılır... Beynimize sürekli gönderilen sinyaller bu yönde olduğundan oraya gidince içinizden çıkan alışveriş canavarını görünce şoke olacaksınız :)
Ama şimdi benimle gidiyorsunuz... Yaslanın arkanıza... Başlayın okumaya... ;) Size bir kıyak... ;) Yanınıza bavul almanıza gerek yok... Sıfır maliyet... Yorulmak ve jet lag da benden ;) Veeeee başlıyoruz! ;)
Havaalanındayız... Biletleri alıp pasaport kontrolünden geçtikten sonra önümüzde boylu boyunca uzanan   Duty Free mağazalarını görüyoruz... Ama artık akıllandık... Ucuz diye parayı harcayıp Amerika'da çadırda yaşamak yok =)))

TAV PASSPORT:

Pasaport kontrolünden geçer geçmez karşıda TAV Passport'u tanıtan bir stand gözünüze çarpıyor... Gelin burada neler olduğuna beraber bakalım ;)

TAV nedir?

"Tepe ve Akfen gruplarının ortak girişimiyle 11 yıl önce kurulan TAV Havalimanları iştiraklerinden biri olan TAV İşletme Hizmetleri A.Ş., faaliyete geçtiği 2004 yılından bu yana havalimanlarında müşteri odaklı bir anlayışla hizmet ve danışmanlık veriyor." diyor web sitelerinde... 


Peki TAV Passport nedir? 


"TAV Passport, TAV Havalimanları Holding tarafından işletilen havalimanlarından yapacağınız seyahatlerinizde size hız, konfor ve ayrıcalık sağlayan özel bir üyelik programıdır."


Bunların hepsini şeker mi şeker TAV çalışanlarından dinledikten sonra blogger olduğumu söyledim ve kartımı verdim... Sizin bana bir kıyağınız oldu... Programın demosunu yapmayı teklif ettiler...=) Ve uçağın kapısına kadar TAV Passport'un özel aracıyla götürüldüm ;) Böylece Ring Hizmeti ayrıcalığını birebir yaşamış oldum... İnanın uçağın kapısına kadar koşmak yerine arabayla gitmek çok rahat bir durummuş;) 



Başka ne ayrıcalıkları var? 

  • Ücretsiz otopark ve vale hizmeti,
  • Terminal girişlerinde size özel X-ray,
  • Transfer hizmeti,
  • Business check-in,
  • Pasaport ve güvenlik kontrolünden geçerken öncelik,
  • Duty Free'de özel kasa ve avantajlı alışveriş,
  • Ring Hizmeti,
  • Lounge kullanımı,
  • Restoran ve Kafelerde İndirimler,
  • Araç Kiralama,
  • Konaklama,
  • Toplantı Salonu... 
Vee daha neler neler... ;) Yıllık KDV dahil 1000 TL'ye bunların hepsine sahip olabilirsiniz... Sürekli seyahat eden insanlar için çok avantajlı bir uygulama ;)

Dönüşte yüzlerce insanın kuyruğundan sıyrılıp TAV PASSPORT'un kendisine ayırdığı 1 numaralı pasaport kontrolünden yaklaşık 5 dakikada geçtik... Uygulamanın sunduğu ayrıcalıklar onlarca saat çektiğiniz uçak yolculuğundan sonra uyuşmuş ayaklarınıza ve yorgun bedeninize ilaç gibi geliyor... ;) 
Tav Passport hakkında daha fazla bilgi almak için : 
http://www.tavpassport.com/

ATATÜRK HAVAALANI'NDA BİR GÜZEL KITCHENETTE ! =)

Uzun zamandır hızlı hızlı geçtiğim ve bir türlü dolaşmaya fırsat bulamadığım için Atatürk Havaalanı dış hatlardaki yenilikleri kaçırmışım... Yemek katında Kitchenette tabelasını görünce çok sevindim ;) Ve hemen üst kata çıktım... Bakın 8 ay önce açılan Kitchenette ne de güzel olmuş ;) 




ŞİMDİ UÇAĞA... ;) 


Haydi bakalım... Şimdi mutluluklaaa uçağa gidiyoruz... Türk Havayolları'nın güleryüzlü personeli uçağın kapısında sımsıcak karşılıyor bizi...;) 

Biletlerimiz Comfort Class...;) Thy'nin uzun uçuşlarında açtığı ara bölüm... Koltuklar geniş ve rahat... Uzun boylular için biçilmiş kaftan ;) 

Uçuşumuz başlıyor! ;) Yarın New York'tayız sevgili takipçilerim...




Takipte Kalın! ;) 






10 Temmuz 2012

NEW YORK YAZI DİZİSİ BAŞLIYOOOR!!! ;)



New York bir rüyadır... Şehir öyle hızlıdır ki, en sakin insanı bile o döngünün içine sokar... Daha hızlı atılır adımlar Manhattan'da... Beşinci Cadde'de yürürken gökdelenlerin arasında kendini küçücük hissedersin... Ve ilginç bir şekilde şehre aşık olmaya başlarsın... 
Peki nedir bu şehri bu kadar çekici kılan? New York, New York dedirten yerleri nerelerdir? İnsanları nasıldır? Hangi otel en kalınasıdır? Ünlüler ortada öylece geçer mi yanınızdan gerçekten? Şu anlattıkları Central Park'ın ne farkı vardır Bebek Parkı'ndan? ;) Nerelere gitmeli? Ne yemeli, ne içmeli? Ne almalı? Neler yapmalı? Hepsiiii bu blogda sizlerleeee olacak!!!
New York yazı dizisiyle, beraber gezeceğiz her yeri... Beraber alışveriş yapıp, beraber yemek yiyeceğiz... Beraber müzikallere gideceğiz... Sizler için Park Lane Hemsley Oteli'nin tecrübeli Şefi, Abdullah Gül'ün ve bir çok ünlünün yemeklerini yapan Atilla Soy ile süper bir röportaj yaptım... O da yetmedi! Dallas dizisinden Bobby ve Jr ile görüştüm... Onların kaldıkları odayı görüntüledim! ;) Maroon Five grubunun yeni albümünden şarkıları ilk kez söylediği David Letterman şovun kapısındaki çılgın kalabalığın nabzını tuttum! ;) Veeee... Daha neler neler... 
Yazı dizisi yarın başlıyor! Takipte Kalın... ;) 





8 Temmuz 2012

Burcu'nun Playlist'i ;)- KENAN DOĞULU BİSİKLET... ;)

Havalar içimizi kavururken, yaz rüzgar gibi geçiyor... Neredeyse temmuzun ortasına geldik... Zamanı durdursak da bir süre yavaş aksa keşke... Denizin mavisi, güneşin sarısı ve yaz şarkıları beynimizde çakılı kalsa... Soğuk kış günlerinde çıkarsak oradan tekrar tekrar yaşasak sımsıcak günleri ;) 
Yaz öyle bir ay ki... Ayağınıza çelme takanları da, gönlünüze çentik atanları da hoş görürsünüz... Yaz...   Yalın ayak kumlardan denize doğru yürürken tüm negatif enerjiyi, ruh emicileri karada bırakırsınız... Takarsınız kulaklıkları, açarsınız sesi sonuna kadar... Dalgalarla dans edersiniz...  
Bu ara dilimden düşmeyen şarkıyı sizlerle de paylaşmak isterim sevgili takipçilerim ;) Haydi... Beraber Dinleyelim... Enerjimizi düşüren herkese, her şeye inat raks edelim ;) 
KENAN DOĞULU'nun yepyeni albümünden Bisiklet, Beyaz Show'daki Canlı Performansıyla Sizlerle ;)