8 Eylül 2012

GİDİN! - BIG CHEFS TARABYA ;-)



Big Chefs 14. şubesini temmuz ayında eski Tarabya Plajı'nda açtı... 2000 metrekarelik bu muhteşem alana girdiğim an aşık oldum... Ve hemen sizler için resimler çekindim :) "BIG in the Bar" konseptiyle ilk defa karşımıza çıkan Big Chefs, konuklara aynı zamanda bar ve lounge alanında keyifli saatler ve leziz yemekler sunuyor... 

Haydi gelin beraber bakalım içeriye ;)



Gördüğünüz gibi oldukça mesudum :) Oraya gitmeme vesile olan aile bireylerime de ayrıca şükranlarımı sunuyorum;) 


İşaret ettiğim yer manzara ;) Ve gördüğünüz gibi çook güzel :)


İşte bar ve lounge bölümü :) Ne kadar harika değil mi? Hem dekorasyon, hem rahat koltukları insanı evinde hissettiriyor... 



Bilirsiniz, İstanbul'un soğuklarında hepimiz donarız. Ve sımsıcak bir yer ararız arkadaşlarımızla buluşup hasret giderebileceğimiz... Bana güvenin! Burası hem yaz sıcağından bunalmış gönlünüze soğuk su serper, hem de kış günlerinde içinizi ısıtır. ;)


Size bir tavsiye... Pazar günü nereye gitsem diye düşünüyorsanız... Hep aynı yere gidiyoruz artık sıkıldık diyorsanız... Önerime kulak verin ve Big Chefs Tarabya'ya gidin ;) Pişman olmayacaksınız! ;)




HOME STORE SONBAHAR-KIŞ 2012/ EMEL ACAR'IN SEÇTİKLERİ ;)

Bu muhteşem etek de Home Store yeni sezonundan ;)

Emel Acar ile yaz başında röportaj vesilesiyle tanıştım... Bu kadar rahat, komplekssiz, zarif ve güzel bir kadını tanımak beni mest etti! İlk defa boyu benden daha uzun biriyle karşılaştığım için de ayrıca mutlu oldum :) Kendisiyle röportajımızı bir sonraki çok yakında yayınlayacağım ve bir de müjde ! Sonbahar- kış sezonu çekimi yapmak ve mini bir röportaj daha yapmak için yine buluşacağız çok yakında ;) 
Emel Acar geçen gün twitter'da arkarkaya birbirinden güzel kıyafetler paylaştı... Ben de Homestore'un yeni sezonundan bu bir kaç parçayı sizinle paylaşmak istedim ;) 





Düz bir Tişört nasıl şıklaştırılır? İşte buyrun :) 




Zevkine çok güvendiğim bir arkadaşım geçen gün bana uzun ve ince gösteren kotlar olduğundan bahsetti. Ve hemen adresi verdi :) Home Store! Bu kotlar hem yabancı marka kotlara göre daha uygun, hem de gördüğünüz gibi renkleriyle cezbedici... Ben pembe ve yeşil arasında kararsız kaldım ;) 












Hırkalar sonbahar ve kış mevsiminin kurtarıcı parçaları... Hem havalı, hem de sıcak tutar... Home Store da bunu düşünerek süper hırkalar yapmış ;) Seçim sizin! =) 





6 Eylül 2012

Şehitlerimize Allah'tan Rahmet Diliyorum...


Hayat zor... Yaşananlar hepimizin ruhunda yaralar açıyor. Bizlerin içi kanıyor, ya olayın merkezindekiler ne halde diye düşünmeden alamıyoruz kendimizi. İşte bu yüzden elim 4 aydan beri ilk defa gitmedi klavyeye... Siz, dert ortaklarımsınız. Yazılarımla beraber gülüyor, beraber okuyor, beraber soruyor, beraber cevaplar alıyoruz. Ama şimdi beraber sustuk sanki... Afyon'daki şehitlerimiz, ve son bir aydır giden yiğitlerimiz... Sözün bittiği yerde yazı bile susar kimi zaman. 

Tekrar yazılarıma dönüyorum merak etmeyin. Biz, biriz, birliğiz ve bunu kimse bozamayacak! Ama duygusuz da değiliz ve biliyoruz bu acılar kolay unutulmayacak. Sardığımız her yara bitmeden bir başkası açılıyor belki ama umudumuzu kaybetmemeliyiz... 

İnşallah bir gün hep beraber bugünleri sadece birer kabus olarak hatırlarız.  Çocuklarımıza anlatırken gözlerimiz dolar, yüreğimiz kanar ama inşallah onlarla beraber aynı şeyleri tekrar yaşamayız.  

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Biz uyurken uyumayan yiğitlerimizi hiçbir zaman dualarımızda unutmayalım...  


                                                                                                                         Burcu Çeşit

4 Eylül 2012

PSİKOLOJİ- BEDEN SAĞLIĞI MI RUH SAĞLIĞI MI?



İnsan ömrü yaşadığımız yüzyılda uzasa da sağlıklı yaşamak, elden ayaktan düşmeden yaş almak, kaliteli bir yaşam sürmek herkesin hedefi olmuş gibi. Gün geçmiyor ki yeni bir sağlıklı yaşam, beslenme, egzersiz kitabı çıkmasın. Yediğimize, içtiğimize, hareketimize, uykumuza bu kadar dikkat etsek de hastalıkların çoğaldığı, dünyadaki obez sayısının gün geçtikçe arttığı, alkol ve madde bağımlılığının hiç de azımsanmayacak seviyelere geldiği de bir başka gerçek olarak çıkıyor karşımıza bu yüzyılda. Peki ama biz dünya olarak  sağlıklı yaşamaya çalıştıkça, nasıl oluyor da sağlığımız artmıyor, eksiliyor? Tüm medya bizi az yemeye, sağlıklı seçimler yapmaya, daha çok hareket etmeye, zararlı maddelerden uzak tutmaya çalışırken, nasıl oluyor da her geçen gün obezite,bağımlılık ve strese bağlı psikosomatik rahatsızlıklar artıyor?

Fiziksel sağlık ve ruhsal sağlık arasındaki ilişki uzun yıllardan beri bilinen fakat bilimsel çalışmalarla yeterli desteklenemediği için yeterince benimsenmemiş, ya da ihmal edilmiş bir ilişki. Psikologların bir bölümü-ben de buna dahilim-, beden ve ruhun birbirini etkilediği, aslında ruhtan ibaret olduğumuz, bedenimizin de bu ruhun bir kabı, kalıbı, taşıyıcısı olduğu gerçeğini uzun yıllardır deneyimleme şansına sahip olmuşlardır yaptıkları psikoterapi seanslarında. Uzun yıllardır bir döküntü sorunu yaşayan bir danışanın, depresyon ve kaygıları azaldığında deri döküntülerinin de zamanla yok olduğunu fark ettiğini, mide  ve  migren ağrıları ile boğuşan ve bir türlü ilaçlarla tam olarak iyi olmayan kişilerin bu sorunlarının depresyon, anksiyetenin azalmasıyla kaybolduğunu fark ettiklerini, ya da psikoterapi sonunda zayıflayan, eski kilosuna dönen kişi sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu hepimiz biliyoruz.



Ruhsal hastalıkların hormon dengelerimiz üzerinde, uyku alışkanlıklarımızda ve bağışıklık sistemimiz üzerinde etkileri olduğu bilimsel bir gerçek. Bazı psikiyatrik hastalıklar kalp ritmi, kilo alımı, insülin artışı üzerinde ciddi etkiler yaparak beyin fonksiyonlarımızı dahi etkileyebiliyorlar. Günümüzün en önemli sorunu olan obezite ile ilgili çok önemli bir bulguyu  da sizlerle paylaşmak isterim. Sürekli yiyecek bir şeyler atıştırma, düşük enerji seviyesi, kendini iyi hissetmek için tekrar tekrar yemeye yönelme, az hareket etme gibi fiziksel bulguların zamanla insanın ruhsal sağlığını etkilediğini, kronik fiziksel rahatsızlıkların artmasına neden olduğu gibi, insanın ruhsal sağlığı üzerinde de ciddi etkileri olduğunu biliyoruz artık.


Wales’de Bangor Üniversitesinde yapılan bir araştırma yeterince dinlenmiş deneklerle, dinlenmemiş olanlar arasında zor bir işi yapmada ciddi farklar olduğunu göstermiş. Yani yeterince dinlenme, düzgün bir uyku bizim gün içinde hem fiziksel ama aynı zamanda da ruhsal olarak daha dingin olacağımızı söylüyor. Yani fiziksel gibi gözüken bir parametre tam da ruhsal sağlığımıza denk geliyor.Yapılan bir başka araştırmada fiziksel olarak fit, sağlıklı olan bireylerin beyinlerinin yüzde kırk oranında daha fazla bilgiyi saklayabildiği görülmüş. Beden ve beyin arasında böyle bir ilişki işte!


Beden ve ruhun birbirini net bir şekilde etkilediği ile ilgili son bir örnek de psikoterapi ve beyin yapısı arasındaki ilişki. Psikoterapi gören kişilerin beyin yapılarında değişiklikler gözlenirken, kontrol edilemeyen öfkenin kalp rahatsızlıklarına neden olduğu artık tıp dünyasınca kabul edilen gerçekler.



Kendimizi fiziksel olarak sağlıklı tutabilmek için ruhumuzu da beslemek, ona iyi bakmak, psikologların negatif duygular ya da bizi hasta edecek duygular olarak tanımladıkları öfke, kızgınlık, kırgınlık, korku gibi duyguların farkında olarak bunları bir şekilde pozitif duygulara çevirebilecek, bunlara takılmadan yaşayabilecek şekle getirmek, gerek bedensel egzersizle, gerekse kendimizi dışa vuracak aktivitelerle bu duygularla baş edebilmek çok önemli. Hepsinden öte çağımızın vebası olan stresle baş edebilecek yollar geliştirmeli, manevi değerlere, aileye, dosta, arkadaşa kısaca yalnız maddeyi değil manayı da önemsemeliyiz.




Sevgiyle kalın


Uzm. Dan. Psikolog Ani Eryorulmaz


Bu güzel yazı için takipçilerim ve kendim adına Ani Eryorulmaz'a sonsuz teşekkürler...  

NEW YORK NEW YORK- 6 CENTRAL PARK =)

Vee New York New York yazı dizisi devam ediyooor :) Döneli çok olsa da aklım hala orada... 
New York'ta hiç para harcamadan yapabileceğiniz aktivitelerden biri de parklarında güneşin sarısının, ağaçların yeşilinin tadını çıkarmak... İlk durağımız Central Park ;) 341 hektarlık alanıyla New York'un en büyük parkı... 


Bu güzeller güzeli park, ilk önce bataklıkmış:)  Frederick Lww Olmstead 150 yıl kadar önce, bu sulak bataklık araziyi vatandaşlar için bir bahçeye çevirmiş. Ne iyi yapmış! :) 


Orada kedi köpek yok:) En yakın dostunuz sincaplaar! ;) 

Her yerde çok yetenekli müzisyenler var... Çoğu öğrenci bu yolla okul harçlıklarını çıkarıyorlar ;=) 



Veeee biricik blogger'ınız ben:) 

İşte ailece parkta gezen New York'lular ;)

Yürüyüş parkurları ve bisiklet yolları özenilecek cinsten... Bazen bir Hollywood ünlüsünü koşarken görebilmeniz de mümkün! Gerçi bana denk gelmedi, gelse hemen resmini çekerdim sizler için ;) 


Faytonlarla da parkı gezebilirsiniz. Çoğu faytoncu Türk, haberiniz olsun! :)

Çocuklar ve büyükler maket yelkenli kiralayabiliyorlar ;)





Bu güzel parkı görünce, Manhattan bölgesinde yaşayan insanların nasıl o kadar fit olabildiklerini daha iyi anlıyorsunuz. Herkes yürüyor, koşuyor, bisiklete biniyor... İstanbul'da böyle bir park olsa her şey çok mu farklı olurdu diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz :) Yoksa biz orayı da sadece mangal yakmak için mi kullanırdık? ;)
Yorum sizin... 

2 Eylül 2012

Twitter Günlüğü- İşte ünlüler... =)

Eveeet... Blogumda yepyeni bir bölüm olacak artık ;) Twitter'da ünlülerin koydukları resimler, önemli olaylar, polemikler... Bunları derleyip sizlere sunacağım... Özellikle, en beğendiklerimi paylaşacağımın altını çizmek isterim ;) Bundan sonra hiç yorulmanıza gerek kalmayacak, açın Yaşamın Tatları'nı, yaslanın arkanıza, sosyal medyada neler oluyor ondan öğrenin... 




Siren Ertan dün kuzenlerinin düğününe kendi tasarımıyla katıldı... Ve güzelliğini, onu çok merak eden takipçileriyle paylaştı... Gerçekten göz kamaştırıcı değil mi? ;) Saçı, makyajı, takıları kıyafetiyle çok uyumlu... 





Bugün de yakın bir arkadaşının ikizlerinin sünnet düğününe bu güzel kıyafetle katıldı... Kıyafetleri o kadar iyi taşıyor ki... İnsanın hemen atölyesinin kapısını çalası geliyor değil mi ? ;) 


Ve bombaaa... Ömür Gedik, Azra Akın ve Kıvanç Tatlıtuğ... Onları bir araya ne getirmiş sizce? Tarkaaan!!! Ömür Gedik, Tarkan'ın son konserinde onları bulunca hemen resim çektirmiş... Altına da not düşmüş... "Bu geceki tarkan konserine simdilik kivanc tatlitug ve azra akin damga vuruyor. Alkis kiyamet onlar icin." 


Konseri Burak Yeter ile izleyen Ömür Gedik ;) 

Ece Erken tatilini bitirip yarın İstanbul'a dönüyor... Dönmeden önce son bir kez denizin tadını çıkarırken bu fotoyu takipçileriyle paylaştı :) 



Vee en güzel resim... 2012 Londra Paralimbik Oyunları'ndan bir kare...Bakan Fatma Şahin'in Twitter'dan yüklediği bu fotoğraf erkek basketbol takımımızın İspanya'yla oynadığı maçtan... Bizi orada temsil edip gururlandıran bütün oyunculara teşekkürler ;) 


1 Eylül 2012

HAÇİKO - The Loli Shop SOKAK HAYVANLARINA YARDIM KAMPANYASI ! ;)

Ben böyle değildim... Başka biriydim... Eksiktim, şimdi tamamlandım... Başka bir gözle bakıyorum çevreme, içim daha bir sevgi dolu... Cancan hayatıma girdiğinden beri ben başka biri oldum... Küçücük bir kedi insanı değiştirir mi? Değiştirir arkadaşlar... Minicikti eve geldiğinde hem de minicik... Hayvanları severim sanırdım... Ondan önce ben gerçekten sevmemişim ki bir hayvanı... Uzaktan, öylece izlemişim... Dışarıda, bir yerlerde onların üşüyebileceğini, aç ve susuz kalabileceğini ya da işkence gören hayvanlar olabileceğini düşünmez, hissetmezdim... Çünkü ben dışarıda böyle insanların varolduklarından da habersizdim. 



Cancan, bir kafede incecik sesiyle miyavlayıp kucağıma atladığında ve uyumaya başladığında anladım Allah'ın onu bana emanet ettiğini... Ne şans ama! Bunun bir şans, bir lütuf olduğunu bilmiyordum o zamanlar... Veterinere götürüp gerekli iğnelerini yaptırdım ve aldım eve getirdim... Öyle küçüktü ki, hemen halsiz düşüp uyuyordu... Veterinerin dediği gibi termofora sıcak su koydum, üzerine havlu sardım. Ve Cancan'ın yakınına koydum... İşte bu resim o günden ;)



Şirinliğe bakar mısınız... Melek gibi... O gün bugündür şunu anladım ki hayvan sahibi olmak da Allah'ın bir lütfu, o sevginin içinize yerleşmesi de... Çünkü evde bir hayvan dostunuz varsa eğer sizin bir gözünüz daha açılıyor sanki. Sokak hayvanlarıyla bile kontak halinde oluyorsunuz. Dışarıda ne var ne yok... Hepsi sizin dostunuz oluyor... Ve içiniz kalabalıklaşıyor... Gönlünüz genişliyor, bedeninize dar geliyor. 


Cancan şimdi kocamaan :) Ve cin gibi ;) Kapıları açıyor, oyunlar oynuyor... Onunla yaşam hiç bitmeyen bir eğlence gibi... Gözünüzde yaş evin içinde yürürken arkadan koşturup pati atıyor, gülümsüyorsunuz... Kahkahalarla gülerken etrafınızda size eşlik edercesine fır dönüyor... O bir dost... O bir minnoş... O şu anda arkamda "hadi artık uyuyalım" dercesine beni çağıran insansı varlık :) 

Cancan'ın ve benim sizlerden bir isteğim var... Sokak hayvanlarına yardım etmek istiyor, ama bir türlü ne yapacağınızı bilemiyorsanız... HAÇİKO bir yardım projesine daha imza atmış... Buyrun okuyun ve bize emanet yaratılan o müthiş varlıklara yardım edin... ;) 

Haçiko'nun internet sitesindeki yazıyı size aynen kopyalıyorum: 


KeMik ve pati motifli el yapımı şekerler, hayvanlara yardım amacıyla The Loli Shop tarafından özel olarak tasarlanmıştır.
İnternet sayfalarında satışa sunulan bu şekerlerden elde edilen bütün gelir, Haçiko aracılığıyla zorda kalan ve ihtiyacı olan bütün hayvanlar yararına kullanılacaktır. Yani siz bu lezzetli şekerleri yerken, zor durumda olan hayvanlara o çok ihtiyaç duydukları yardımı sağlamış olucaksınız!
Bu yardım projesi hakkında daha fazla bilgi almak için;
Alexandra Masis
0216 680 0365

0533 642 1464