13 Mart 2013

Floransa'da Bir Düğün ve Ben! - 2 ;)


Floransa'nın ikinci yazısını bir türlü yazamamış olabilirim! :) Bunun sebebi daha bütün resimlerin elime geçmemesi... Hala geçmedi ama daha fazla dayanamadım. En azından başıma gelen o traji-komik olayı sizinle paylaşmak istedim! :)  


İlk gün hafif bir yorgunluk ama deli gibi bir neşe içinde şehri gezdik. Akşam Excelsior otelin en üst katında gençlerle tanışma yemeği verilecekti. Biz de otele uğrayıp üstümüzü değiştirdik ve otelden ayarlanan minibüsle yola çıktık. Ben minibüsün en arka koltuğuna sağ tarafa oturdum. 5 Kişi eğlenceli bir şekilde gidiyorduk ki, minibüs bir anda öndeki araca öyle bir hızla çarptı ki ben narin vücudumla (!) en arka koltuktan en ön koltuğun arkasına uçtuuuum... Başımı, dizimi, yüzümü öyle bir çarptım ki! Çarpmanın etkisiyle şoke olmuş şekilde yerde etrafa bakarken, Dila'nın "Burcu'yu hastaneye götürelim!" diyen sesini duydum bir anda... Anladım ki yaşıyorum! :) 

Sonra beni sadece bir kaç gündür tanıyan ama canım olan adaşım Burcu'nun "Ben Burcu'yu tanırım, söylemez ama o çok kötü şu anda" dediğini duydum. Ve o andan itibaren kahkahalarla gülmeye başladım... :) 

Yüzüm, dizim, elim şişmeye başlarken otele geldik ve  en üst kata çıktık. Beni ilk kez gören insanlar önce elimdeki buz torbasına sonra kahkahalarıma anlam veremediler. Neyse ki buz faydasını gösterdi de ertesi gün düğüne şiş ve mor bir yüzle gitmedim! :) 




Başıma gelen bu traji-komik olayı siz değerli takipçilerimle paylaşmanın mutluluğuyla bir sonraki yazıma geçiyorum ! :) 
Floransa devam yazıları çok yakında sizlerle!  

11 Mart 2013

MANGO 2013 İlkbahar- Yaz Defilesi

Mango 2013 İlkbahar- Yaz Koleksiyonu'nu Çırağan'da süper bir defileyle tanıttı. Victoria's Secret mankenlerinden Lily Donaldson baş manken olarak boy gösterdi... 





Defile sıradışıydı. Çırağan Sarayı'nın büyük salonunun tam ortasında beyaz perdelerle kapanmış bir bölüm vardı. Konuklar olarak dikdörtgen şeklinde sıralanmış koltuklara oturtulduk. 


Ortadaki alanda Dj olduğunu düşünürken defilenin başlamasıyla beraber orada canlı söyleyen muhteşem bir müzik grubu olduğunu fark ettik. (Yoğun araştırmalar sonucunda grubun adının "The tutsies" olduğunu öğrendim!) Çalan güncel yabancı şarkılarla defile öylesine renkli ve güzel geçti ki... Defilenin sonunda perde yavaş yavaş kaldırıldı ve müzik grubu ortaya çıktı, tüm mankenler dans ederek podyuma geldiler. Türkiye'de böylesine güzel ve Victoria's Secret defilelerindeki gibi coşkulu bir sunum yapan Mango'yu yürekten kutluyorum! Bir ara kendimi tutamayıp ayağa kalktım ve dans ettim! :) 




İlkbahar ve Yaz Koleksiyonu'nda en çok göze çarpan renkler siyah ve beyaz... 

Girişte kokteyl yapıldı, defile bitimindeyse tatlılar ve sıcak yemekler bizleri bekliyordu! :) Mankenleri gördükten sonra insanın hiçbir şey yiyesi gelmiyor tabii! :) Neyse, bu konuya girmeyelim! :) 

Bir defile de böyle geçti... Baharın kıpırtıları ve yazın sıcaklığı kalp atışlarımızı hızlandırmışken alışverişe başlama zamanı! 


8 Mart 2013

2013'ün Zayıflamadaki Trend Besini Kinoa

O benim canım dostum...Beraber onlarca kilo verdiğim eli maşalı diyetisyenim! :)Başarılı Beslenme Uzmanı  Serap Tolaz... Sizler için yine süper bir yazı hazırladı. Sayesinde bilmediğim bir şey daha öğrendim, yaza kadar fitliğimizi korumak, zayıflamak, yağları yakmak adına; 

Kinoa'nın Gücü Adına! ;) 



Amerika'da yaygın olarak tüketilen, Türkiye'de ise yeni yeni keşfedilen kinoa, artık doğal ürün satan mağazalar ve süpermarket reyonlarında yerini bulmaktadır.

Yüksek kalitede protein içeriğine sahip olmasının yanı sıra vücudumuz için gerekli bütün temel  aminoasitleri yapısında bulundurmasıyla farkını ortaya koyan kinoa, diğer tüm tahıl çeşitleri arasında zirveye yerleşmiş durumda.


Özellikle kilo verme sürecinde,

** İçermiş olduğu yüksek protein sayesinde, kolesterol seviyenizi yükseltmeden tokluk hissinizi artırması ,

** kalsiyumdan zengin besinlerin metabolizmayı hızlandırdığı bilindiğine göre, sütten daha fazla kalsiyum içermesi ve emilim gücünün daha  yüksek oranda olması,

**glüten içermemesi nedeniyle, tahıl grubuna karşı in tolerans gösteren kişilerin rahatlıkla tüketebilmesi ve dolayısıyla vücutta ödem oluşmasını engellemesi,

**içermiş olduğu magnezyum sayesinde , diyetle birlikte yoğun spor yapıldığı dönemlerde kas ve kemik yapınızın korunması ve vücuda enerji vermesi,

**Özellikle vegan beslenme tarzında protein yeterliliğinin sağlanması,

** yüksek oranda demir ve lif içermesi nedeniyle, kansızlık ve kabızlık gibi sorunlarda oldukça faydalı olması,

**çinko, bakır ve folik asit içeriği nedeniyle bağışıklık sisteminizi güçlü kılması, saç ve tırnak sağlığınızı olumlu yönde desteklemesi,

**içermiş olduğu vitaminlerle ( A,B,C,D VE K VİTAMİNİ ) diyet döneminde vücutta gerekli vitamin ve mineral dengesini sağlaması bakımından özelikle diyet döneminizde sıklıkla tercih edebileceğiniz bir tahıl çeşididir.



KİNOA SALATASI ( BROKOLİLİ )

Kalsiyum, C vitamini ve yüksek oranda lif içermesi sayesinde, diyette önemli yere sahip brokoli, kinoa ile birleşince hem muhteşem lezzete ulaşmakta hem de kilo vermenize yardımcı olmaktadır.

Malzemeler :

150 gr kinoa
Yarım avokado
1 küçük boy brokoli
1 küçük boy kırmızı biber
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Limon
Doğal tuz

Yapılışı :

Kinoayı önce sıcak suda ıslatınız ve ilk suyunu dökünüz.. Sonra 1 bardak kinoa için, 2 bardak suya az tuz ekleyerek 15 dk kadar pişiriniz.

Buharda pişen brokoli ve diğer tüm malzemeleri haşlanmış kinoa ile karıştırınız.

Arzu edilirse tüm yeşil ot çeşitleri ya da sebzelerle değişik tatlarda kinoa salatası yapabilirsiniz!

Afiyet Olsun!

7 Mart 2013

Gizem Cünüş Fox Ana Haber'de!

Canım Gizem'im Dün Fox Ana Haber'e Çıktı... Bugün de Kanaltürk kendisiyle röportaja gitti... Artık bundan sonra tutmayın Gizem'i... Seni seviyorum Gizem! Her şey çok güzel olacak inşallah! 

İşte bizim fıstığın röportajı... ;) 

http://tvarsivi.com/player.php?y=304&z=2013-03-06+19%3A06%3A00

6 Mart 2013

Gizemli Röportaj Yayında! ;)

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=22747389




Gizem Cünüş'ü tanıdığım için çok duygulu ve gurur doluyum... 

Onu tanıyınca sanki ben küçükmüşüm de Gizem büyükmüş gibi... 

Ben yokmuşum da o varmış gibi hissettim...

Onun cesareti benim korkularımı unutturdu! Her sabah kalkarken onun varlığı beni daha güçlü kıldı... 

O, hastalığını ve yaşadıklarını esprilerle anlatabilecek kadar güçlüyken benim kötü bir söz, yaşanmayan bir aşk hikayesi, küçük üzüntüler karşısında takındığım tavırdan utandım... 

Bakanlık onun yanında... Şimdi sıra bizde... El birliğiyle bu işi hayırlara çıkarmak için dualarla ve iyi dileklerle ilerleyeceğiz... Ve onu sağlığına kavuşturacağız inşallah... 

Bu yolda bizimle olan herkese ve röportaj yayınlandığından beri desteğini esirgemeyen sizlere çok teşekkürler... 

Biz siz yok! Hepimiz biriz aslında... Ve el ele ilerleyeceğiz! 


5 Mart 2013

Gizemli Röportaj Çok Yakında... ;)


Gizem Cünüş'ü daha önce yaptığım röportajdan hatırlarsınız.  Onun hikayesine beraber ortak olduk, duygulandık ve cesaretine hayran kaldık...

Ayşe Arman kalbi yumuşacık, yaptığı her şeyi aşkla harmanlayan, çılgın ve güzel kadın... 

Dün üçümüz Gizem'in okulu İstanbul Şehir Üniversitesi'nde buluştuk. Gizem ikimizi de okulun kapısında karşıladı. Gülümsediği zaman etrafa yaydığı sıcaklık sayesinde bir anda kalbim ısındı.

Süper bir röportaj oldu... İnşallah yarın okuyacağız! Gizem yarına kadar nasıl sabredeceğini düşünürken ben de dört nala koşan kalbimi durduramıyorum. ;) 

Dualarınızı ve güzel dileklerinizi bekliyoruz! 

3 Mart 2013

Floransa'da Bir Düğün ve Ben! -1 ;)


2 ay önce Facebook'tan bir mesaj geldi günümü aydınlatan! :) Delal Demircioğlu'ndan gelen düğün davetiyesine önce inanamadım çünkü onu en son 10 sene önce görmüştüm... Bu şeker kız hem ilkokul servisimin en güzel anılarının hem de lisenin son 2 senesinin tatlı kahramanıydı.

Davetiyede Floransa yazıyordu! İnanamadım! Tanımadığı ortamlara girerken çekinen, ayakları geri giden 'ben' bir anda gitmeye karar verdi, ben de ona uydum :)


Sonra Delal ile yemek yedik bir öğlen. O yemekte 10 sene 10 güne indi. Kahkahalar havada uçuştu. Ve çok duygulandım. En özel gününde yanında görmek istediği kişilerden biri olduğum için...


Floransa bir rüyaydı... Hala uyanamadığım, masal gibi bir şeydi yaşadığım... Düğün, Delal ve Ömer, Dila, Caner, Burcu... Hepsi canım oldu!


Yalnız gittiğim bir yerden, onlarca sevdiğimle geri döndüm! :) Dans ettim, güldüm, duygulandım, aşka tanık oldum, gezdim, hatta düştüm ama yıkılmadım! :)


Bu Floransa'nın sadece giriş yazısı! Size düğünü ayrıntılarıyla yazacağım resimleriyle beraber...


O zamana dek Ciao! :) 

21 Şubat 2013

Psikoloji: Hazzı Erteleme ve Lokumlar

Hazzı Erteleme ve Lokumlar

    Çocuklarının hayatta başarılı, çalışkan, güçlükler karşısında yılmayan, pozitif, güvenilir bireyler olarak topluma faydalı olmasını ister her anne-baba. Ve hepsinin çocuğu büyüdüğü zaman onun nasıl bir birey olmasını istediği konusunda az çok fikri vardır. ”Yedisinde neyse yetmişinde de odur” lafı boşuna söylenmemiş herhalde. Yukarıda sayıp, sıraladığım olumlu özelliklere sahip bireyler yetiştirmek isteyen anne-babalar aşağıda anlatacağım araştırmanın sonuçları ile ilgileneceklerdir mutlaka.

1960 yılında Walter Mischel adında bir psikoloji profesörü Standford Üniversitesi’nde dört yaş çocukları ile bir araştırma yürüttü. Bu araştırmada dört yaşındaki çocukları bir odaya alıp oturtuyorlar. Bir yetişkin gelip çocuğun önüne bizim lokuma benzer –çocukların çok sevdiği bir tatlı-yı koyup şöyle söylüyor:
-“On beş dakikalığına odadan ayrılmam gerekiyor. Eğer ben dönene kadar lokumu yemezsen, dönüşte bir ikincisini de alabilirsin” .

Araştırmaya katılan çocukların bazıları yetişkin odadan çıkar çıkmaz, bazıları biraz bekledikten sonra lokumu yiyorlar. Bazı çocuklar da lokumu yememek için ellerinden geleni yapıp bekliyorlar. Bekleyenlerin bazıları lokumu görmemek için gözlerini kapatıyor hatta bir tanesi lokumu yemeyip yalıyor.
Bu araştırmaya yaklaşık altı yüz civarında çocuk katıldı. Araştırmacılar tam on dört yıl sonra bu çocukların bir kısmına tekrar ulaşabilmeyi başardı ve lokumu hemen yiyenlerle, lokumu yemek için bekleyen çocukların hayat başarılarının birbirlerine taban tabana zıt olduğunu gördü.
Anne babalar lütfen yazının bu bölümüne gözlerinizi kapayın ve bir-iki saniye düşünün. Sizce hayatta daha başarılı olan çocuklar lokumu hemen yiyenler mi, bekleyenler mi?

Lokumu yemeyi erteleyebilen –yani bire iki kazanmak için sabreden- kısaca hazzı daha sonra elde edeceği daha büyük bir amaç için erteleyen gruptaki çocukların öz-güvenli, kendilerini daha kolay motive edebilen, zorluklar karşısında inatla başarmak için çabalayan yetişkinler olduğunu görmüşler. Lokumu hemen yiyen gruptaki çocukların ise daha düşük özgüvenleri olduğu bulunmuş. Bu çocuklar anlık dürtülerini hemen doyurma eğiliminde oldukları için kendileri için zor olan ders çalışma yerine etraflarında olan o anlık doyumları tercih etmişler, daha büyük doyum getirecek-okulu bitirmek, üniversite sınavında başarılı olmak vb. - gibi sabır gerektiren işlerde diğer gruba göre daha başarısız bulunmuşlar. Yani bu gruptakiler o anda elde edebilecekleri hazzı erteleyemeyerek daha sonra hayatlarını değiştirebilecek, kendileri için daha iyi bir gelir, statü vb. kazandıracak ana hedeften uzaklaşmışlar.

Biz yetişkinlerin yaşama biçimlerine bakıp hangi gruba girdiğimizi çok kolaylıkla söyleyebiliriz. Mesela vitrinde gördüğünüz ve çok beğendiğiniz elbiseyi alabilmek için belki bir-iki ay ıvır zıvır almaktan vazgeçebilirsiniz. Ya da bugün market rafında gördüğünüz abur-cubur yerine uzun vadede sağlığınızı seçebilirsiniz. Yani hazzı erteleme kapasitenizi geliştirebilirsiniz.

Aynı şeyi çocuklarınız için de yapabilirsiniz.Lütfen çocuklarınızı mutlu etmek için onların her istediğini hemen yapmayın. Beklemesini, sabretmesini, bunun için çaba harcamayı ancak sizden öğrenebilirler. Çocuklarımıza her istediklerini hemen alıp onları lokumlarını çarçabuk tüketenlerden yapmayalım. Bu bizim elimizde. Ve her türlü iyi alışkanlık gibi hazzı erteleyebilme de öğrenilebilen bir alışkanlık. Bunu unutmayalım.

Uzm. Dan. Psikolog Ani Eryorulmaz

17 Şubat 2013

Dünya Kediler Gününüz Kutlu Olsun!


Buraya kedim Cancan'ın resmini koymak çok isterdim. Ancak şu ara aramız açık kendisiyle... Ben uzun süre evden ayrı kaldığım için bana küstü! Ve bana şu kedinin baktığı gibi bakmıyor, benimle hiç ilgilenmiyor, mırıldanmıyor... Çook mutsuzum Çoooooook... 

Şaka bir yana... Benim canım Cancan'ımın ve tüm kedi kardeşlerin Dünya Kediler Günü'nü kutluyorum! Hep böyle şeker şeker dolaşın etrafımızda! ;) 

13 Şubat 2013

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun!


Sevgililer Günü vesilesiyle aşkı yazmak için bilgisayarın başına geçtim... Ama ellerim bir türlü klavyenin üzerine gelip de doğru kelimeleri bulamıyor. Sanırım aşk bu... Ne diyeceğini bilememe hali! Sözlerin dile gelip de dudaktan dökülemediği andır aşk! Çünkü içinde yaşadıklarını dışarı vuracak olsan dışarıdan görülecek tek şey ne kadar deli olduğundur. Korkarsın! 

Sürekli düzgün çalışması için ayarlarıyla oynanması gereken bir radyo gibidir insan! Dengeyi bulmakta zorlanır... Gelgitlerle dolu bir deniz gibi oradan oraya savrulur... Mutlu anıyla hüzünlü anı arasında sadece saniyeler vardır! Delidir, hem de zırdeli!

Bu halde olan herkese sesleniyorum! Kırk yılın başında hissedebileceğiniz bu duygunun tadını çıkartın... Her ne kadar Sevgililer Günü'nü sevmesem de, tavsiyem tam tersi yönde: aşıksanız o günü de sonuna kadar yaşayın! 

Hayat o kadar kısa ve o kadar boş ki aslında... Sonra bir varmış bir yokmuşlarda kalır aşk... Ararsınız açmaz telefonu... Hep meşgul tonundadır kalbiniz, atışları rutine bağlar... Güller yolunuza çıkmaz olur, dikene bile razı olursunuz...

İşte bu yüzden doyasıya sevin yarın! Sonuna kadar haykırın! Düşünsenize, daha kaç sevgililer günü yaşayacak kim bilir çılgın kalbiniz... 

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun Sevgili Takipçilerim! 
Yarın Hepimiz İçin Aşkla Dolu Bir Gün Olsun! ;)