11 Kasım 2014

Brüksel Gezimiz :)

Tebdil-i mekanda ferahlık var dediler... Ben de aldım bavulumu düştüm yollara... Yanına da yüreğinden birini al dediler... Burcu'mla  bir bakmışız Brüksel uçağındayız! ;)

Türk hava yolları ile Brüksel'e sabah 11.00'da indik... İndiğimiz gibi otelimize geçtik... Pera Palas kıvamında Metropole Hotel'e vardığımızda tarihin içine yolculuk yapmış gibiydik... Midemiz hemen acıktığı için tabii ki odamıza yerleştikten sonra otelimizin müthiş kafesi Metropole Cafe'ye indik. Harika bir omlet eşliğinde bitkisel çayımızı içtik. Ve yolumuza otelin hemen arkasında bulunan Grand Place'e doğru devam ettik... 

Ünlü 'İşeyen Çocuk' 'Manneken Pis' heykelini bulmaya yemin ettik ve sora sora dibimizdeki o küçük heykeli bulduk! ;) Heykelin tarihi hakkında çok araştırma yapsak da kesin bir sonuca ulaşamadık. En kuvvetli rivayet, kaybolan oğlunu arayan babanın oğlunu o köşede işerken bulması ve bunun üzerine sevinçten bir heykel yaptırması! :) Heykeli büyük bekleyen herkesin suratındaki ifade görülmeye değer! :) Heykel bugüne kadar 5 kere çalınmış ve yerine yenisi yaptırılmış. Noel zamanında heykele Noel baba kıyafeti giydiriliyormuş! :) Bilgilerinize! ;)


Heykel sonrası yolumuza devam ederken burnumuza waffle ve patates kızartmasının baştan çıkarıcı kokuları gelmeye başladı! :) Şehrin muhteşem atmosferi eşliğinde yürürken çikolatacılara ve kurabiyecilere hayran kaldım... Özellikle "Mathilde"dan mutlaka çikolata alın derim size! ;) Bir de "La Cure Gourmande"ye uğrayın ve dünyanın en güzel kurabiyelerini tadın... Pişman olmayacaksınız! ;) 

Bu güzel tatlardan sonra kendimize çikolata ve makaron ziyafeti çekmek üzere Grand Place'teki kafeye oturduk ve "Amaan tatilde yenir" diyerek hepsini yemeye başladık! ;) 

Tatlılarla çok mutlu hissettik ve yolumuza devam ederek kendimizi kültürün içine attık!;) Önce çizgi romanların cenneti Moof ve ardından Comic Center'a doğru geçtik... Şirinler ve Tenten bu büyülü topraklarda ortaya çıkmış haberiniz olsun!;) Çocukluğumu yaşayamamış gibi bütün kahramanların arasında hayranlık duyduğumu belirten ses efektlerimle dolaştım! :) 

Ve tabii ki çok acıktık! :) 

Daha önce tavsiye olunduğu üzere, otelimizin hemen arkasındaki Belga Queen adlı restorana gittik! Ve tek kelimeyle bayıldık... Eğer yolunuz Brüksel'e düşerse mutlaka uğrayın! ;) 


Ertesi gün şehir turu için Sightseeing'ten biletimizi alıp, gezdik de gezdik! Şehrin altını üstüne getirdik ve öğle yemeğimizi "Cafe De L'OPERA"da yedik... Buranın soğan çorbasını, karidesli kroketini ve Tiramisu'sunu mutlaka tavsiye ediyorum! ;) 

Tekrar Sighseeing'e binerek turumuza devam ettik... "Art Nouveau" "Yeni Sanat"ın tüm etkilerini görebileceğiniz "Avenue Louise"i de mutlaka boylu boyunca yürümelisiniz! Ayrıca bütün ünlü markaları da orada bulabilirsiniz! ;) 


Zamanınız olursa, atomun parçacıklarından oluşan 1958 yapımı Atomium'u mutlaka gezin! Bizim zamanımız kalmadı o yüzden diyorum hehe! ;) 

Akşam yemeğimizi otelimizdeki Cafe'de Belçika'nın geleneksel tartarıyla taçlandırdık! :) 

Bu ülkede patates kızartmalarına ne yapıyorlar bilmiyorum ama inanılmaz lezzetli sevgili panpalarım! ;) 

Bir de çikolata müzesine uğramayı ve bana oradan çikolata getirmeyi unutmayın! :) 

Haydi şimdi yarın Gent'e doğru yola çıkıyoruz! ;) 



Not: Grand Place'in akşam ışıklandırmasıyla oluşan muhteşem görüntüsünü mutlaka görün ve fotoğraflar çekin örnekte olduğu gibi... ;)



                                               

























1 yorum:

kremkahve dedi ki...

Zevkle takip ediyorum blogunuzu :)