15 Ağustos 2012

PSİKOLOJİ - İLİŞKİLER ve ÖFKE

İçinde büyüdüğümüz aile, özellikle de ilk ihtiyaçlarımızı karşılayan anne ve baba veya onların var olamadığı durumlarda da ilk bakıcı (bu anneanne de olabilir, bir yabancı da) nasıl bir kişilik yapısı geliştireceğimizi belirlerler. Bazen ailemizde öğrendiğimiz davranışları anlayabilmek, hatta bazen bunları ailede öğrendiğimizi fark edebilmek, bunların nedenlerini bulmak ve işlevsel olmayanlarını silebilmek için çok çaba harcamamız gerekir. Öfkeli bir aile içinde büyümek de böyledir işte. Eğer öfke aile hayatının bir parçası ise, bu öfke tıpkı bugün domuz gribi virüsünün yayıldığı gibi girdiği evde yayılır, bir nesilden diğerine geçer. İşin kötü tarafı öfke nesilden nesile yayıldıkça onu tanımak, anlamak ve dolayısı ile yok etmek de zorlaşır.




Peki, bir ailede öfkenin olup olmadığı nasıl anlaşılır? Soru biraz garip oldu değil mi? Aslında öfke dediğimizde hepimizin aklına üşüşen resimlerin ortak noktası yüksek sesin, bağrışmanın hatta belki de şiddetin olması. Aslında ailede öfke olup olmadığını aile üyelerinin birbirleri ile kurdukları ilişki şeklinden anlayabiliriz. Bunun için de mutlaka yüksek sesin, bağrışma ve kavganın olması gerekmez. Sinirli bir ses tonunun, her zaman eleştiren veya eleştirilen birilerinin bulunabilmesinin, incir çekirdeğini doldurmayacak konulardan büyük tartışmaların çıkmasının da aile içindeki öfkeden kaynaklandığını söyleyebiliriz.





İletişim becerilerini edindiğimiz ilk platform olan ailede öğrendiklerimizi daha sonra kurduğumuz her türlü ilişkiye de taşırız. Özellikle ikili ve romantik ilişkilerde ve evliliklerde öfke en sık görülen olumsuz davranış biçimi olarak karşımıza çıkar. Bazen de çiftler bu öfkenin ilişkilerini ayakta tutmak için gerekli bile olduğunu savunurlar. Çünkü bir öfke patlamasından sonra çiftler tekrar birbirleri ile ilişki kurmak ve yakınlaşmak ihtiyacı duyarlar. Aslında öfke, açık iletişimin olmadığı ve duyguların rahatça ifade edilemediği güvensiz ilişkilerden kaynaklanan bir durumdur. Öfkenin kol gezdiği ilişkilerde kişi duygularını açığa çıkarmayı, bunlar hakkında konuşmayı güvenli bulmaz ve karşısındaki tarafından anlaşılamayacağını veya yanlış anlaşılacağını düşünür. Öfkenin var olduğu ilişkiler zamanla çöker, çiftler birbirlerinden uzaklaşır veya birbirleri ile sağlıklı sayılamayacak şekilde yakın olurlar. Hani bazen “aslında biz hep didişiriz ama aşırı da düşkünüz birbirimize” gibi söylemlerde olduğu gibi.




Öfkeli ve öfkelerini kontrol edemeyen kişiler aslında bu durumlarının farkında olsalar da genellikle “ben şuralıyım, buralıyım” veya “benim huyum böyle, bir parlarım ama hemen sönerim” gibi bahanelerle geçiştirmeye çalışırlar. Tüm bu mazeretlerde öfkenin kontrol edilemeyecek ve değiştirilmeyecek bir şey olduğu yanılgısı vardır. Bu yanılgının aksine öfke kontrolü kalıcı bir davranış değildir ve öfke kontrolü öğrenilebilir.



Peki eğer öfkeli isek ne yapabiliriz? 

İlk yapabileceğimiz duygularımızı gözden geçirmek olmalı. Eğer duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine anlatmakta zorluk çekiyorsak bunları yalnız kendimizin erişebileceği bir yere yazmayı deneyebiliriz. Bizi öfkelendiren durumlara bir bakmak, hangi konularda daha fazla sinirlendiğimizi belirlemek için önemli. Bizi öfkelendiren ilişkilerin bir ortak noktası olabilir mi?Ya da acaba öfkeli olmak o kadar doğal bir şey olmaya başladı ki, biz öfkeli falan değiliz de acaba karşımızdakiler mi hep öfkeli? Ya da nasılsa artık herkes mi öfkeli bu memlekette ?Öfkemizi ve özellikle de duygularımızı daha rahat ifade edebileceğimiz sağlıklı ilişkiler kurabilmek dileğiyle....
Uzm. Dan. Psikolog
Ani Eryorulmaz




Ani Eryorulmaz'a bu güzel paylaşım için çok teşekkürler ;) 

2 yorum:

Adsız dedi ki...

simdi nereden baslamalı bilemiyorum...oncelikle kendimi tanıtayım.14 yıldır evli 12 yasında erkek cocugu olan ve yazınızda bahsettiniz sıkıntıları yasayan f.celik... düzensiz kuralsız disiplinsiz bir ev düzenimiz oldu son 3 yıla yakın bir süredir.ve esimle konusarak bir sey paylasamıyoruz davranıs bozuklugu sanırım her ikimizde de var.bu durumumuzun en cok oglumuza zarar verdigine inanıyorum bu da esime ve hayata bakısımı beklentilerimi sıfıra indiriyor. böyle bi durumda insan hiddetleniyor armudunsapı,üzümüncöpünden tartısma da cıkabiliyor.sonuc olarak evlilik atraksiyonumudur bu yasananlar...

Burcu Cesit dedi ki...

Sevgili F. Çelik,
Sorunuzu Ani Eryorulmaz'a ileteceğim ve en kısa zamanda cevabını size burdan vereceğim...
İyi bayramlar ;-)