8 Eylül 2012

Burcu'dan Mektup Vaar! ;) Anılaar...


Sizden gelen yoğun istek üzerine okul anılarıma devam ediyorum.;)


İlkokulu bitirdiğim ve hazırlığa başladığım için kendimi nasıl büyümüş hissediyordum anlatamam... Şimdi bile kullandığım Disney kahramanlı kalemlere o zaman burun kıvırıyordum. Defter kabımda Wilma Çakmaktaş resimleri olamaz diye düşünüyordum. İşte tam da bu hengamede okul başladı.


Bilirsiniz, önlük giymekten etek üzerine gömlek formasına geçince büyük bir sorun başlar genç kızlarda. ETEK BOYU! :) Aslında bunu çok da sorun etmezsiniz ama okula gidince bir bakarsınız sizden üst sınıflar etekleri bir karış kalacak kadar kısaltmışlar... Ya da servislerle okula girip sınıfa doğru yürürken tuvaletlerde bir hareketlenme görürsünüz. İçeriye başınızı uzattığınızda kızların, eteklerini kıvırma operasyonu yaptığını çakarsınız. 


İşte okulun ilk haftaları ben de herkesin yaşadığı bocalamayı yaşıyordum (desem de inanmayın. Diyorum ya kolay değil... Zaten büyümüşüm (!). Saçıma mı şekil veriyim yoksa formamı çok bilmiş kızların onayından geçmesi için farklı bir tasarımla mı değiştireyim? İkisi bana fazlaydı:) ) 


Sınıftaki uyum kadar, okul servislerindeki tiplerle kaynaşmak da çok önemlidir ortaokul ve lisede. Çünkü bu servislerde bir hiyerarşi vardır. Üst sınıflar en arkaya otururlar ve öne doğru büyükten küçüğe doğru sıralanır oturma düzeni. Hazırlıkta sudan çıkmış balık misali ortada dolanan benim için, arkada oturan büyük sınıflar  İngiltere Prensi falan gibilerdi. Aman bana bakmasınlar, aman bir şey demesinler de konuşmak zorunda kalmayayım gibi komedi bir düşünceyle her gün servisle gidip geliyordum... (Bizler servislere binerken camdan sabahlıklarıyla el sallayan ve birazdan uykuya geri dönecek annelerimizi anlatmama gerek yok herhalde :) Allah'ım ne özenirdim... Annem gitse de ben kalıp uyusam derdim hep içimden...) 




Günlerden bir gün ben yine servise binmek üzere sabahın 7.15'inde kapının önünde beklerken servisin köşeyi döndüğünü gördüm.  Hızlı adımlarla servise yöneldim. Servisin otomatik kapısı açıldı. Ben ayağımı attım. Ama ayağım kalkmıyor. Tekrar atmaya çalışıyorum olmuyor... Bütün servisin gözü benim üzerime çevrildi. Tek ayağımı attım bu sefer öteki ayağımı basamağa koyamıyorum. Ve garip gurup sesler çıkarmışım ki kahkahalar duydum içeriden :) Ben de bastım kahkahayı :) Arkadaşlar sorunum etekti! Forma alırken etekler o kadar uzundu ki... (ben de ne bileyim normali öyle sanıyordum) O kadar uzun boylu olmama rağmen etek dizimin 2 karış altındaydı. Ben de o şekilde dolaşıyordum ortada. Nereden bilebilirdim okulun başlamasından 1 hafta sonra o eteğin servise çıkmamı engelleyeceğini :) 

Bu etekli küçük maceramın daha devamı var... O gün okula gittim, öğle teneffüsünde arkadaşlarla kaloriferin üzerine oturduk sohbet ediyoruz. O sırada bir kız geldi. Benden baya büyük (saygı duyulası bir durumdu o zamanlar). Dedim herhalde arkamdaki birine geliyor. (Arkamda duvar olsa da ) Baktım, kız kararlı: 
"Merhaba! Nasılsın? Beni tanıdın mı? Ben adadan bilmem kimin kızıyım. Bak senin bu eteğin çok uzun... Sen bunu yarın git terziye kısalttır... Böyle olmaz!" dedi.
Anaaa... Resmen sosyal baskı var okulda :) Bu anıdan sonra hiç bir zaman eteğimin boyunu çok kısaltmadım çünkü rahat edemedim ama en azından servise binebilecek ve bilmem nereden beni tanıyıp sırf bunu söylemek için (!) yanıma gelen insanlardan kurtulacaktım :) 

9 yorum:

Pelin dedi ki...

Hahahahaha super :))

İsimsiz dedi ki...

Bu yazi dizisine bayiliyorum hem gulduruyor hem eglendiriyor .

İsimsiz dedi ki...

Harika bir metin!

Gulnaz karaman dedi ki...

Ayni problemi kizimla da yaşıyoruz :D

Fatma bilge dedi ki...

Her zamanki gibi akici ve eglencelii ...

Seyhan dedi ki...

Size ve ekibinize tesekkurlerimizi sunuyoruz ailcek. Boyle eglenceli akici bilgilendirici( kizlarin eteklerini uzun almayalim yoksa servise binemezler) bir metin yazdiiniz icin :)

Elif dedi ki...

Cok guzeelll :)))) ve komik :))

Burcu Cesit dedi ki...

Çooook teşekkür ederim ;-)

sevim dedi ki...

bütün okul anıları gibi çok güzel ve unutulmaz